ZAMANIN ELİ

                                  geçmez yara


Sevda rengi gözlerine Derde derman gülüşüne

 Biraz daha doyamadan Aramıza giren hayat

  Bana düşman, sana düşman

Yalnız ve paramparça, aşktan hasarlı Zormuş unutmak bu geçmez yarayı

  Sevdan içimde bir kurşun misali
  Kanar durur gönlüm gittin gideli

Ah bir gün olur, unutulur demiştin ya  Söyle bana

 Nasıl olur unutulur, unutulur, unutulur....

 Akıp gider deli zaman Ömrün eski neşesi yok

Senden sonra yaşadığım senelerin Güneşi yok, baharı yok
                          
                                     Siyahı çok...

BENİ KÖR KUYULARDA MERDİVENSİZ BIRAKTIN




Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın


Öylesine yıktınki bütün inançlarımı
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın

DURMA1




Sevda yeli gitmez geri her dönüşümün ince temeli sanki çıkmayacak ellerinin arasından bir ışık  seli

 

Çevirme gözlerini onlara umut bağlayan var kor sevdanın eşiğinde sıcak akan gözyaşları derdinin dermanı yok Mevla ister

 

Her dem yenilenir umutlar yoruldum artık bıraktığın sevdanın akan yaşlarını silmekten

 

 

Gittin ya sen şimdi gözlerim ağlar ışığım olmaz kanatlanır şehir yerinde durmaz

Bende sevdan eskimez neyime benim sevda sözleri neyime benim…

 

 

Zincire vurulmuş bağırır bir cellâdın elinde yumruk şeklinde atan bir enkaza dönmüş yüreğim

 

Hani ellerin yüreğin kadardı

 

Hani seninde ellerin bayağı büyüktü…

 

 

Düşman olur şimdi

 

Tüm sözlere kulaklarım…

 

Tüm sevdalılara yüreğim…

 

Ölürsem Beni Seninle Ararlar Şimdi


 

İşte o zaman,                                 sevgili diye,                                dünya diye,

 

 hayat diye baktığınız

                                           her boşluğu artık sadece sizin o yararlı benliğiniz doldurur.

Nereye, hangi kalabalık şehre gitseniz peşinizden o ıssız,

                                                     o karanlık ormanınızı birlikte götürürsünüz.

 Nereye gitseniz kendinizi orada kaybolmuş hissedersiniz.

                                                        Yollarda kime rastlasanız, çıkartıp onun fotoğrafını gösterirsiniz.

Bu insanı tanıyor musunuz, buralardan geçti mi, onu gördünüz mü, diye sorarsınız.

                                   aslında kaybolan o değil, sizsiniz; aslında o diye

BAŞLIKSIZ !!!!

 


-bu kadar şeyden sonra-
   I
   Bakamam ben sen gibi
   gerilerek aynalara..
   Bas diyorsun acımayıp,bas..
   Yüreğim dayanmıyor
   yerde ezip de bıraktığınız minik karıncaya..
   Ve umursamayıp, onca kelime altında ezip bıraktığınız bana.


   II


   Bakamam hiç ben sen gibi gökyüzüne..
   Görüyorsun işte; düşüyor damlalar aklımın çatısına
   Yüreğim dayanmıyor ansızın anıma sızan yağmurlara
   Ve onca sel görmüş gözlerimin
   setlerini kıranlara..


   III


   "Bakamam ben sen gibi.." diyemem artık.
   Hayır bakarım.
   İnat ettim bakacaktım aynalar hazır..
   Bir ip sallandırdım, intihar ettim yeryüzüne
   Tanımak istedim ruhunun başkentini; olmadı, erteledim tüm benli geçişleri
   Sisli pencereden gözükmez dediler yarin çehresi
   Yalan değil göremediğim, gördüğüm elinde kelepçeli peri
   Bahanesi hazır:Aynalar bugün izinli..


   IV


   Bahanesi hazır;
   Burası İstanbul,mevsim kış
   Nerden anlayacaksınız siz telaşemi
   İzin verin yare geciktim
   Banane yeşili bekleyemem
   Ben dün de kırmızı ışıkta geçtim..

 

 

 

   S.V

« Önceki ::

Free Hit Counters